MERMERCİLER İÇİNİ DÖKTÜ

11 Nisan 2013, Perşembe 10:31

     

m manşet

MERMERCİLER İÇİNİ DÖKTÜ

Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Serteser, Türkiye’de ve bölgede madenciliğin önemli olduğunu ifade etti. Serteser, “Her zaman belirtmeye çalışıyorum. Bölgemizde ve Türkiye’de madenciliğin çok önemli olduğunu bilmemek çok yanlış olur. Zannediyorum Başbakan’ımıza bu konular hassasiyetli bir şekilde iletilmiyor. İthal girdisi az olan madencilik sektörüne bu kadar az önem verilmesi, bu sorunların ele alınmaması çok düşündürücü” dedi. Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) yeni hizmet binası, önemli etkinliklere kapılarını açmaya devam ediyor. Son olarak mermercilerin sorunlarına ev sahipliği yapan ATSO hizmet binası, ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Serteser’in Başkanlığında, mermer ocağı açmada yaşanan sıkıntıların giderilmesine yönelik toplantıya ev sahipliği yaptı. Toplantıya; mermer sanayicileri, ATSO Meclis Başkanı Mustafa Hancıoğlu, ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Gürcan Aşçı, meslek komitesi üyeleri, ilimizin mermerle iştigal eden mermer sanayici dernekleri, bu derneklerin başkanları katıldı. “SORUNLAR RAPOR HALİNE GETİRİLECEK”  m 1 Son zamanlarda iyice büyüyen birkaç önemli sorunun masaya yatırıldığı toplantıda, mermer ocaklarını ekmek kapısı bilen kesime kulak verildi. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Başkan Hüsnü Serteser, en acilden en kısa vadedeki sorunların rapor haline getirilerek; TÜMMER’e, Ege İhracatçıları Birliği’ne, Milletvekillerine, ilgili Bakanlara hatta Başbakana iletileceğini söyledi. Başkan Serteser, tüm mermer firmalarının toplantıya çağırılmadığını ocaklarda problem gözüktüğü için ocak firmalarının davetli olduğunu söyledi. “SORUNLARI BİREBİR YAŞIYORUZ” ATSO Yönetim Kurulu Üyesi ve Boğaz Mermerciler Derneği Başkanı Mehmet Sıtkı Merdivenci, ocak açmak aşamasında sorunların fazla olduğuna dikkat çekti. İscehisar Mermerciler ve İşadamları Derneği Başkanı Ali Genelioğlu ise mermecilik denildiği zaman İscehisar’ın ön plana çıktığına değindi. İscehisar’daki mermerciler içinde firma olarak, mermercilikle uğraştıklarını ifade eden Genelioğlu sorunları birebir yaşadıklarını kaydetti. “İŞLERİNİ KAYBET RİSKİ İLE YÜZ YÜZELER” Konukların söz alması ile şikayet ve taleplerini dile getiren ilk isim Ömer Ertürk oldu. Ertürk, şöyle konuştu; “Aynı yasaya tabiyiz dolayısıyla bütün sorunlarımızın hepsi birbirinin aynı. Madencilerin şu anda hiç karşılaşmadığı bazı sorunlar var. En önemli sorun, 16 Haziran 2012 tarihli 28325 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Başbakanlık genelgesi bu genelge hepimizin kamu taşınmazlarının kiralanması, izin verilmesi, satılması aşamasında bu izin dosyasının Başbakanlığa gitmesi. Bu gerçekten çıktığı tarihten bu yana madenciliği kilitlemiş durumda. Yeni ruhsatlar alınmıyor, izinler belli süre bekledi, çalışma izinleri de verilmedi. Bu sorun bütün ülkenin sorunu, bu konuda itirazlar odalar, meslek kuruluşları, dernek kuruluşları tarafından yapılmakta. Bir de son zamanlarda Afyon’u, Eskişehir’i, Kütahya’yı ve Uşak’ı ilgilendiren bölgesel bir sorun var. Eskişehir Kültür Varlıkları’nı Koruma Bölge Kurulu’nun 31.10.2012 tarihli ve 970’nolu kararı 457 bin 723 hektarlık alanda maden ruhsat ve izin işlemlerinin yapılması esnasında Kültür Varlıkları’ndan izin alınması gerektiği yönünde Orman Bölge Müdürlüğü’ne, Özel İdare’ye, Çevre İl Müdürlüğü’ne, Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nun yazdığı yazı. Bölge Kurulu’nun kararı, bu kadar büyük alanda bu bütün izinleri kilitlemiş durumda. İzni olan insanlar farkında değil ama belki bu alanda madenciliğin tamamen yasaklanması, şu anda izin aşamasında olan ihracat bağlantıları var, müşterileri var. Yıllarca emekle oluşturdukları müşterileri kaybetme riski ile yüz yüzeler. Ya da diyecekler ki bazı bölgelerdeki madencilik çalışmaları durduruldu. Maden Yasası’na aykırı şekilde yapılıyor. Maden İşleri Genel Müdürlüğü ile görüştük, bu konuda yazılı görüşte aldık. Bu kararlar madencilik faaliyetlerinin durdurulamayacağı yönünde buna rağmen çözüm olacağını düşünmüyoruz, 2 yıldır Kültür Varlıkları ile uğraşıyoruz. Kuruluşlara 15 günde bir yazı yazıyorlar, Orman İşlerine, Özel İdare’ye, bunu engelliyorlar. Artık bu konuda nasıl bir çözüm gelir bilmiyoruz, bu çok büyük sorun olacak, bölgesel ve ülkemizin sorunu. Bu birinci mesele zaman kaybettiriyor, ikincisi çok daha zor gibi gözüküyor. Afyon’a özel bir sorunumuz da var. Afyon İl Özel İdaresi, yol geçiş izni aşamasında taahhütname hazırlamış. Özel İdare’nin sorumlu olduğu yola direk bir zarar verildiği takdirde bu zarar sorumlu kişiler tarafından karşılanıyor ama Özel İdare’nin mantığı yolların aşınması ile ilgili. 2-3 yıl iç yol bakımını siz bozdunuz diyip, dava açıyor. Bunun da yasak olduğu hukukçular tarafından söyleniyor bu da ilerde sıkıntı olacaktır. Bu taahhütnamenin yasalara uygun şekilde getirileceğine inanıyorum.”  Dedi. “HANGİ AKLA HİZMET ZARAR VERDİĞİMİZİ TESPİT ETMİŞ?” m1 “Türkiye’de köy yollarının kapasitesi 20 ton. Bizim boş tırlarımız 20 tondan fazla geliyor” diyen İbrahim Alimoğlu ise şöyle konuştu; “Yolların bozulması çok normal hangi akla hizmetle İl Özel İdaresi İscehisar Mahkemesi ile birlikte bizim yollara 1 trilyon 900 milyon hasar verdiğimizi tespit etmiş? Bu payda her firmaya düşen miktarın ödenmesi istendi mahkemeye gittik. Köy yollarının kaliteli olması lazım, bizim geçmediğimiz yollar çok mu düzgün? Eskişehir yolu ortada, devlete hizmet ediyorsak devlete vergi ödüyorsak, öz kaynakları ortaya çıkarıyorsa devletin bize yardımcı olması lazım. Elektriği, suyu kendimiz açıyoruz. Bir madenci şu anda 8 bakanlık, 92 yasa, 87 yönetmelik, 16 uluslararası sözleşme, 8 tüzük, 21 değişik kurumdan izin alırsa madenci oluyor. Bu da yetmiyor; köylü, jandarma, polis ile iç içeyiz. Yolunu da okulunu da biz yapıyoruz yetmiyor, yetinilmiyor. Enerji Bakanı Afyon’a geldiğinde bizim fabrikayı ziyaret etti, bu konu ile ilgili bürokrasi şartları ile birlikte sektörün sorunlarını içeren bir kart verdim. Bunları Bakanımız, Müsteşar Yardımcısı Nevzat Kavaklı beye iletmiş. Biz kendisi ile geçen hafta bir toplantı yaptık, sorunlarımız ile ilgili bir dosya verdik. m 2 i Nevzat bey bakanla bu konuyu görüşeceğini söyledi. 16 Haziran’daki genelge madenciyi bağlamıyor. Bütün Bakanlıkları izinleri bağlıyor. Affedersiniz, üniversite tuvalet yapacağı zaman YÖK’e YÖK, Başkanlığa soruyormuş. Bizim bu sorunu çözmemiz için Başbakandan randevu almamız lazım. Başbakanlığa ulaşmadıktan sonra Bakanlığın falan çözeceği sorun değil. Sektör kitlendi ve sektörde önemli oyunlar oynanıyor. Sektörün üzerine çok geliyor ve sektörü bitirmeye çalışıyorlar. Başbakan, ‘blok satılmasın’ diyormuş. Şu anda Türkiye’de bloğu işletecek fabrika yok. Fabrika bitti, eskiden fabrika yoktu ocak çoktu, şimdi ocak çok fabrika yok. Müsteşar yardımcısından duydum, 5 bin 520 maden izni Başbakanlıkta bekliyormuş. Yabancılara ruhsat verilmiş onlar bile izin alamıyor.”dedi. “ZEYTİNYAĞCILAR, LİMONCULAR BİLE BİZDEN İLERDE” Mehmet Abdioğulları ise gündemine seramikçileri dahil ettiği konuşmasında şunları kaydetti; “Ana madde-hammadde-toprak olduğu halde bizi çevre düşmanı olarak ilan eden bu bürokrasi, seramikçileri bu noktada üzerine gitmiyor. Lakin bu sektörün kendisini tanıtmaya ihtiyacı var ve bütçeye ihtiyaç var. Eskişehir’e, sit alanı ilan eden insanların yapısı belliydi. Bazı şeyleri aşmamıza imkan yok. Biz tedbir almak yerine tehlike geldikten sonra ne yaparız diyoruz. Maden Kanunu değişmeye yön tuttuğu zaman sivil toplum örgütlerinin harekete geçmesi lazımdı. Biz bu işin ucundan 2 sene sonra anca tutabildik. Bu anlamda oluşacak tanıtım konsorsiyuma bir pay ayrılmalı. Bu işleri takip eden hukukçular ve maden mühendisleri var. Başbakan’a ulaşmamız lazım % 100 katılıyorum. Bu operasyon gerçekleştirilmeli. Ortak bir konsorsiyum çevresinde problemlere sıra numarası verilerek çözülmeli. Geç kalmaktayız. Zeytinyağcılar, limoncular bile bizden ilerde.”dedi. “BUNUN BİR ORTA YOLUNU BULMAMIZ LAZIM” m 3 h Hacı Hakkı Özsoy ise STK’ları yeterli miktarda yararlanılmadığını söyledi. Özsoy, “Şu bir gerçek biz bu işin kültürünü edinmiş değiliz. Meslek örgütlerini ve sivil toplum örgütlerini kullanmıyoruz. Bunu çok iyi öğreneceğiz ve işlerimiz daha sağlıklı olacak. Şurada konuştuğumuz konular evvela ilgililer tarafından örgütlere getirilir onların görüş ve düşünceleri alınır ve karar safhasına gelinir. Hala şartlı yönetim tarzı, bürokrata havale ediliyor. Bürokrata teslim edilince vur diyince öldürüyorlar, bunu açıkça görüyoruz. Eskiden hiç güzel değildi çok sulanmış bir haldeydi. O da güzel değildi bu da güzel değil. Bunun bir orta yolunu bulmamız lazım. Bunun orta yolu bulmamız için bunu bürokratlara anlatmamız lazım. Bizim temsilcilerimiz bürokratlar değil siyasilerdir. Bizim muhatabımız siyasilerdir. Onları muhatap olarak almamız gerekir. 80 yıllık devlet yapısını aşamadık, zengin kaynakların fakir bekçiliğine hala bizi mahkum edecekler. Bunu aşmak içinde meslek örgütlerimize başta odamız olmak üzere görev düşüyor. Odamız işinin ciddiyetinin farkında. Burada bir bürokrasi yanlışı var. Mermerci, altın, bor sektörü aynı torbaya girmez ki; ayrı ayrı konular. Bence bürokratik engeller yerine devletin bürokrasinin destek olması gerekiyor. Bu çalışmaları yapacak güzel bir heyet oluşturalım. Hepimizde o heyetin emrinde hizmetinde olalım aşabiliriz bunları haklılık payımız çok yüksek” diye konuştu. “KİMLER BAŞBAKANA YANLIŞ BİLGİ VERİYOR?” Madencilerin sorunlarının hep gündemde olduğunun altını çizen Alimoğlu, şunları kaydetti; “Yeni Maden Yasası hazırlanıyor diyorlar, böyle bir yasada yeni saha bulduğunuzda bunu İl Özel İdaresi’ne bildirecekmişsiniz. İdare ihale açacakmış ihaleyi kim alırsa satış bedeli üzerinden devlet hakkı ödenecekmiş. Sektörde büyük oyun oynanıyor. Kurulacak komisyon yasalar oluşmadan gerekli önlemler almalı. Böyle yasa çıkarsa, benim bulduğum saha İl Özel İdare’ye giderse parası olan adam bunu ihalede artırıp alacaktır. Kimler Başbakana yanlış bilgi veriyor? Nasıl bu hale geldik? Çok ciddi bir komisyon kurup uğraşmak lazım.”dedi. “HİÇBİR MADENCİLİK SEKTÖRÜ AYAKTA DURAMAZ” Maden Yasası hazırlandığına dikkat çeken Abdullah Kaya konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Maden Mühendisleri Odası’nın yıllardır üyesiyim. Ankara’da yapılan istişarelerde Oda temsilcilerini dahi haberi yok. Böyle bir yazı hazırlanıyor kimsenin haberi yok. Bu derneklerin kanuna sahip çıkması lazım, Kanun Bakanlıktan geçtikten sonra kimsenin bir şey yapacak hali yok. Çalıştığım yerde şunu gördüm. Madencilik gerçekten bitecek, burada çok büyük ihracat yapanlar var. Madencilik kilitlenmek üzere, bütün değerler Başbakanda toplanıyor. Başbakan nasıl çözecek bu sorunu? Yol bozulacak tabii, yolu benden aldığı vergilerle yapacak. Seramik fabrikalarının durumu madencilerin umurunda değil. Buradaki madencilerin geliri devlet için önemli bir konu değil. Bunu Başbakan kendisi söylüyor. Bu oranlar değişecek. Bu şartlarda hiçbir madencilik sektörü ayakta duramaz.”dedi. “TARZININ, ANLAYIŞININ ACİLEN DEĞİŞMESİ LAZIM” “Afyon Çevre Müdürlüğü Allah’a emanet” diyen Nurettin Duman ise şöyle devam etti; “Civar illerde bir haftada aldığımız ÇED Maliyet Belgesi mermer ocakları için bu bizim ÇED sınırlarımız dışındadır şeklindeki belge Afyon’da iyi şartlarda 2 ayda alınıyor. ÇED muafiyeti üstelik en kolayı, çevre illerde 1 haftada alınıyor. Çevre müdürlüğü ne kadar kurum varsa hepsinden görüş istiyor. Yönetmelikte de böyle bir şey yok. Sadece kişilerin kendi inisiyatiflerinden dolayı vatandaşın da lehine çevrilecek işler aleyhine çevriliyor, Çevre Müdürlüğünün tarzının ve anlayışının acilen değişmesi lazım, çok ciddi sıkıntı var. Ocaklarda belli değişiklikle yapılması için ocak sınırı içerisinde yaşayan köylülerden görüş alınıyor. Köylerde hiç kimse yakında ocak açılmasına izin vermeyecektir. İkili ilişkilerle bu işi halletmeye çalışıyoruz. Köylülerle mahkemelik olanlar var. Köylünün imzasının alınması acilen kaldırılmadı.” Şeklinde konuştu. “BU TOPLANTI BİR YERE VARSIN” Kendilerine bir yol çizilmesi gerektiğini kaydeden Ahmet Oğuz, şunları kaydetti; “Ya bizi bitirsinler ya da yaşatsınlar. Yaşatacaklarsa da insan gibi yaşatsınlar. Öldüreceklerse de bizde başka iş yapalım. Madencilik yapmamız şart değil ama bu belirsizlik ortadan kalksın. Her gün sırtınızda bıçakla geziyorsunuz, işte nefret etmeye başladım. Çıkartamadığımız kazanamadığımız parayı da ödüyoruz biz. Bize yol yapın şunu yapın diyorlar, ben artık bıktım yeter. Günüm yarınım yok. Ocak açamıyorum, bir çözüm yok. Herkes bir şey söylüyor ama ortada bir şey yok. Eskiden de toplantılar yapılırdı bir yere varılmadı. Bu toplantı bir yere varsın.”dedi. “SEKTÖR NEREDEN NEREYE GELDİ” Toplantının çok faydalı olduğunu dile getiren Hacı Hakkı Özsoy, “Ben bir şey tespit ettim. Sorunların bir kısmı mahalli idare ile çözülebilecek sorunlar. Bunları mahalli idare ile çözmek yerine seslendirmemiz gerekir. Tepkimizi iletmemiz gerekir. Bu gücü kullanmadığımızı düşünüyorum. Şikayetler anlatılabilir düzeltilebilir. Ağlamayan çocuğa meme vermezler. Zor bir sektör ile uğraşıyoruz, elimizi taşın altına sokuyoruz. Zaman zaman elimiz kolumuz kırılıyor, karamsar olmayalım. Nerden nereye geldi sektör” dedi. “BAŞBAKANA KONULAR HASSASİYETLİ ŞEKİLDE İLETİLMİYOR” Toplantı sonrasında genel bir değerlendirme yapan Başkan Serteser, “Çevre İl Müdürlüğü ile ilgili sıkıntılarla bizzat kendim ilgileneceğim. Haftada yapılacak şey ÇED raporu 2 aydan önce çıkmıyor. Biz bazı sorunları bu başbakanlık genelgesi ile ilgili olanı biliyoruz. Madencilik sektörünü ilgilendirmeyen bir konu çok büyük boyutlara ulaştı. Mutlaka bir formül düşünülüyor, formül çok gecikti. Sayın Başbakan’ımızdan ben iletişim kurarak bir randevu almaya çalışıyorum. O genel konu ile bu komisyonda alınacak raporu Başbakan’ımıza sunacağız. Biz şuna da dikkat etmeliyiz, mahalli halledeceğimiz sorunlarda var. İl Genel Meclisi, Çevre İl Müdürlüğü ile halledilebilecek konular var. Komisyonun haricinde mahalli konuları bizzat takip edeceğim. Öyle bir iletişim İl Genel Meclisi, Çevre İl Müdürlüğü, Tarım İl Müdürlüğü ile var. Bunları çözebileceğimizi düşünüyorum. Diğer genel konuları ise bu komisyon aracılığı ile çözmeye çalışalım. Ben her toplantıda bilhassa ulusal bazındaki toplantılarda madenciliğin önemine değindim. İzmir’de 4 defa göreve geldiğimizden beri kendi katılımcılarımızı toplayıp önemini belirttim. Her zaman belirtmeye çalışıyorum, bölgemizde Türkiye’de madenciliğin çok önemli olduğunu bilmemek çok yanlış olur. Zannediyorum Başbakan’ımıza bu konular hassasiyetli bir şekilde iletilmiyor. İthal girdisi az olan madencilik sektörüne bu kadar az önem verilmesi, bu sorunların ele alınmaması çok düşündürücü. Bir diğer konuda burada TÜMMER’in bir yetkilisi yok. Ege İhracatçıları Birliği’nin başkanı yok. Konuya çok fazla eğiliyorlar netice elde edemiyorlar. Hızlı bir şekilde komisyonumuz hareket etsin, randevuyu almaya çalışacağım. Çalışmalarımız randevuya dayalı gitmesin, daha önce tekil girişimlerde bulunduk pek faydalı olmadı. İnşallah bu toplantımız hayırlı olur” dedi. KOMİSYON İbrahim Alimoğlu Ali Genelioğlu Mehmet Merdivenci Osman Uysal Ahmet Oğuz Ömer Ertürk Metin Mercan Ömer Uğur Celaleddin Gürel Nurettin Duman Mehmet Abdioğulları






 
Son Eklenen Haberler