SANAT DÜNYASINDA Kİ RÜZGAR

17 Kasım 2011, Perşembe 10:39

     

Tülay Durmuş ÖZKUL Sanat Dünyasında Kendine Evrensel Bir Yer Edinmiştir. Sanatçının kullandığı malzeme, boş ve dolu ilişkisi, deneysel arayışları ve biçimlendirme çabası onu sürekli taşa sürükler. Sanatçının taşla olan mücadelesi hem fizki yapısını hem de fikir gücünü etkiler, güçlendirir. Bu uzun bir yolculuğun ve taşla aralarında başlayan yarenliğin başlangıcıdır. Sanatının gücünü heykellerindeki yerel kültür birikiminden ve biçimsel olarak geometrize edilmiş formların oval geçişlerinden alır. Sanatçı çoğunlukla mermer heykeller yapmakta bunun yanı sıra dere taşlarıyla da bir dizi soyutlanmış kadın başlıklı heykelleri bulunmaktadır. Her heykeli kendi ile ilişkilendirmekte; Soğrudan algıyı basit bir dille yorumlamakta ve dışarıdan bakan izleyicinin bakış eksenini değiştirmektedir. Heykellerindeki yer yer yumuşak yer yer şiddetli geçişler, izleyicinin sanat yapıtına bakış ekseninin kayması sanat yapıtının hem bir uzamı hem de düşüncenin kendi içinde barındırdığı kimyasıyla ilintilidir. Yapıtlarının çok anlamlılığa müsait oluşunun arkasındaki tinsellik büyüsü, sürekli kendini yineleyen gerçeklik kavramıyla bütünleşerek kendini gösterir. Bu da izleyicinin önce gözüne sonra aklına zevk verir. İzleyicinin kendini kuşatan bu çemberden sıyrılması uzun sürer. Çünkü heykeltıraş kendi duygusal hallerinden sıyrılmış olduğu halde heykellerindeki tinsellik büyüsü her zaman kendini hissettirir. İzleyici tarafından anlaşılmamaktan korkmayan ama anlaşılmak için de sürekli fırsat kollayan karmaşık ilişkiler yumağı ekseninde kendine sağlam bir yer edinmeyi başaran heykeltıraş aynı zamanda yaptığı enstalasyonlarla da ( Alan kurgu) adından sıkça söz ettirir. 2006 yılında açtığı İREM’E YOLCULUK sergisi hacim yüzey ilişkisi ışık gölge oyunları ile izleyiciyi tam anlamıyla büyüler. Sanatçının sergiyi hazırlarken asıl amacı, izleyici beğenisinin temelde kişiden kişiye değiştiğini göz önünde bulundurarak serginin çıkış noktasında tasarlanan bakış açısının kültürel değerleri barındırması yatar. Sergi alanında yürüyen, sergiyi inceleyen insanlar duvarlarda onlara özel yerleştirilen irili ufaklı aynaların önünden geçerken fark etmeden işin bir parçası oluverirler. Sanatçı bu sergisinde kendi geçmişinde bir dizi kültürel ve geleneksel değerler üzerinden mantıksal çıkarımlarda bulunur ve izleyiciyi de yakın ve uzak gelecek üzerinden göndermeler yapar. Sanatçı hem heykellerinde hem de yaptığı enstelasyonlar da sürekli evrensel gerçekleri irdeler. Öyle ki; izleyici evren üzerinde koşullu hareket etmek zorunda kalır, sergi alanını da ise bu ince ve şartlı çizgiden kurtularak sınırsız bir boşluğa bırakır kendini. Bu yüzden sanatçı ve izleyici arasında kurulan bağ kendini sürekli günceller. Gitgide sağlamlaşan ve saydamlaşan bir dostluk başlar. Yurt içinde birçok kişisel ve karma sergi açan sanatçı aynı zamanda birçok ulusal ve uluslar arası sempozyuma da katılmıştır. Aynı zamanda birçok anıt heykel projesinde de yer alan sanatçı halen Gazi Üniversitesi’nde Arş. Görevlisi olarak çalışmaktadır.






 
Son Eklenen Haberler