DOĞRUYA DOĞRU

25 Eylül 2011, Pazar 15:45

     

AVRUPA'DAN ANADOLUYA UZANAN TEKNOLOJİ

Afyonkarahisar ve Denizli arasından geçen karayolu üzerindeki Dinar ilçemizi bilirsiniz. Türkiye bu ilçemizi 1995 yılında meydana gelen depremle öğrenmişti. Şimdi ise, Dinar ilçesine gelen sanayici yatırımları ile öne çıkmaya hazırlanıyor. 1975 yılından bu tarafa İstanbul da faaliyet gösteren SERMAK firması teknolojisi ve ekibiyle Anadolu ya taşındı. Sermak Makine Yönetim Kurul Başkanı Ömer TÜRK ile yaptığımız söyleşiyi bir sonraki sayımızda ‘Avrupa’dan Anadolu’ya Sermak’ isimli yazı dizimizde okuyabileceksiniz. Yeni fabrikadaki yaklaşım, yeni teknoloji ile ar-ge departmanlarının Anadolu insanıyla kucaklaşmasını anlatacağız. Vay benim sektörüm vay… Marko paşaların elinde oyuncak oldu. İsterseniz konumuza başlamadan makro paşanın kim olduğunu anlatayım ondan sonrada sektörümüzün marko paşasını anlatayım. Marko Paşa'yı, Osmanlı tarihinin renkli simalarından biri olarak biliriz. Hangi görevlerde bulunduğunu pek bilmeyiz. Ama 'Derdini Marko Paşa'ya anlat!' deyimiyle, ismini duymuşuzdur. Asıl adı Marko Apostolidis olan Marko Paşa, Sultan Abdülazîz Hân'ın hekimbaşısı idi. Daha sonra Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Nazırlığı’na, II. Abdülhamîd Hân döneminde de Meclis-i Âyan üyeliğine tayin edilmişti. Kendisine başvuranları sükûnetle, sabırla dinlemesi, ancak hiçbir şikâyeti çözüme kavuşturmamasıyla ün kazanmıştı. Marko Paşa'nın zarafeti anlatılır, herkese iyilikle davranmasından bahsedilir. Bazıları tarafından ise bu görünümün maskeden ibaret olduğu ve arkasında canilere kol kanat geren çok tehlikeli bir ruhun gizlendiği iddia ediliyor... Elbette ki bunlar iddia ben tarihçi değilim ama günümüz tarihçesine uygun bir marko paşayı tanıyorum. Hani sıkıntılarımızı gidermek için dosyalar sunarız, oda en tatlı bakışıyla halederiz der, sonrasında da bizi öyle bir halleder ki… Aynı tarihteki marko paşa gibi halleder. Doğaltaş sektörünün sıkıntısı her geçen gün artarak devam etmekte, başımızda darbeci marko paşaları var. Sektörü selamete kavuşturacağım diyerek darbe üstüne darbe yapıyorlar. Sevgili Marko paşanın son günlerdeki modası ise, sektördeki çantacıları temizleyip, köküne kibrit çakacakmış. Sektör Marko paşaların elinde oyuncak olmuşken, madencilik bakanlığı hayalleri kuruluyor. Lobilerin zayıf kalmasından ve seslerinin gür çıkmamasından dolayı, meydanı boş bulan ve geçmişte memleketi Konya da paşalık vekilliğine soyunan marko paşalar, sektördeki düzeni sağlamak için ayak takımı olarak gördüğü ve yine meslektaşlarından oluşan çantacılara kafayı takmış, o kadar takmış ki fuarda, dağda, bayırda çantacı avına çıkmış. Bizim Marko paşanın kerametleri bununla da bitmiyor. Sektörün dergilerini de ‘siz çantacılar’ diyerek sınıflandırarak meydan okuyor. EE nede olsa meydan boş, üstelikte Konya’dan vekil adaylığı var ya sırtını hükümette sanıyor, nasıl olsa kimse dokunamaz diyor… Neyse Marko paşayla olan maceralarımız devam edeceğe benziyor. Biz marko paşalara sektörün sorunlarını efendi bir üslupla anlatırken, dinlememek için elinden geleni yaptı, kulaklarını tıkadı. Bundan sonra onun diliyle konuşup sektörümüzün sıkıntılarını dile getirmeye devam edeceğiz. Zaten aldığım istihbaratlara göre, kraldan çok kralcı olan bizim marko paşanın suyu ısınmaya başlamış. Aldığımız istihbarat ve duyumlar doğruysa, Ankara da meslektaşlarının kuyusunu kazmakla meşgulmüş. Akreditasyonu tamamlanmış maden mühendisliklerin peşinde koşarak ve bunu yasalaştırarak birçok meslektaşını da yok etmenin peşinde koşuyormuş. Eminim, kim bu marko paşa diye şimdi bir birinize soracaksınız. Merak etmeyin çok yakında çözersiniz kısa boyu ve kel başı ile yanında 3-5 askeriyle fuardaki standınıza gelir ve en başköşeye oturur. Standınıza bakın, başköşede en çok ikram kime yapılıyorsa… Emin olun marko paşayı hemen görecek ve tanıyacaksınız. Tüm sektörümden özür diliyorum. Bu dilde kesinlikle yazmak ve bu şekilde hitap etmek istemezdim. Ama yukarı bölüm Marko paşanın anlayacağı dil ve üslupla yazıldı. İzmir de düzenlenen Marble fuarında çıkan sayımızda, madencilik sektöründe sorunların yıllardır devam ettiğini yazmış ve ilgili haberi, ilgili kişiye ifadelendirmeye çalışmıştık. Fakat ilgili arkadaş bizi dinlemek yerine sokak ağzıyla tartışmanın daha kolay olacağını düşünmüş ki, ileri geri meydan okumalardan sonra araya girenler tarafından sakinleştirildi. Meğer ilgili arkadaş bizim tavrımızdan çantacı olduğumuzu düşünmüş. Gittiği stantlarda bizleri şikâyet etmiş, kim oluyor bunlar demeyi de ihmal etmemiş. Bu ilgili arkadaşla olan serüvenlerimiz devam edecek, inanın gözüm üstünde, aldığım duyumlar doğru çıkarsa Ankara da ki muhalif guruplar bu ilgili ilgisiz arkadaşın, koltuğunda uzun süre oturamayacağı noktasında birleşiyorlarmış. Aynı tarihte olduğu gibi tarih tekerrür ediyor. Akreditasyonlu ofis de marko paşalar ve himaye ettiği insanlar, ilgili arkadaşın bir hayli başını ağrıtacağa benziyor. Hoşçakalın dostçakalın






 
Son Eklenen Haberler